|
RADYASYON ONKOLOJİSİ TARİHÇESİ
Prof. Dr.Ahmet Tevfik Berkman
Prof.Dr. Ahmet Tevfik Berkman 1900 yılında Denizlide doğmuştur. Birinci dünya savaşı yıllarında İstanbul'a gelerek mühendis mektebine girdi. O yıl mühendis mektebi öğrencilerinin askere çağrılmaları üzerine veteriner okuluna geçti. Bir yıl sonra öğrenimine devam etmesi için Almanya'ya gönderildi.
Berlin Üniversitesine girdi. Öğrenimini sürdürürken, 1918 yılında çok ağrılı bir abdomen hastalığına tutuldu. Berlin Charite cerrahi kliniğinde ameliyat edildi ve sonrasında radyoterapi uygulandı, tamamen iyileşti. Bu olay ona tıp doktoru olma ve uzmanlığını cerrahi ile radyoterapi üzerinde yapma kararını verdirdi. Bu sıralarda Osmanlı İmparatorluğu savaşı kaybetmişti. Bir süredir yurt dışındaki öğrencilerinin ödeneklerini gönderemiyen hükümet öğrencilere yurda geri dönmelerini bildirdi. Bu yüzden veterinerlik öğrenimini tamamlayamadan yurda dönmüş oldu.
İstanbul'da 1919 yılında Mektebi Tıbbiye'ye kabul edildi. Zamanın Sağlık Bakanı olan Dr. Refik Saydam, mezuniyetten sonra önce 1927 yılında Ankara Numune Hastahanesinde cerrahi asistanlığına başladı. 1928 yılında ise Sağlık Bakanı Dr.Refik Saydam tarafından radyoloji dalında uzmanlaşmak için, Berline gönderildi. Önceden ameliyat olup radyoterapi gördüğü Charite Hastahanesinde 1928 yılında Prof.Chaoul'un yanında asistanlığa başladı.
Berlin'deki çalışmalarını 1930'da tamamladı ve yurda döndü. 1933 yılında İstanbul Üniversitesi radyoloji doçentliğine atandı. Böylelikle akademik yaşantısı başlamış, Prof.Dessauer ile Radyoloji ve Biofizik enstitüsünün kurulmasında çalışmış ve çok mutlu olmuştu (8). Dessauerin ayrılmasından sonra radyoterapinin büyük yükünü yardımcısı olmadan tek başına taşımaya başlamıştı. Büyük bir hevesle bilimsel çalışmalar ve yayınlar yapıyordu. Uluslararası kongrelere katılıyor, yurt dışında da adını duyuruyordu.
Prof.Dr.A.Tevfik Berkman döneminin en çok bilimsel yayını olan öğretim üyesiydi. Biri yabancı dilde olmak üzere 22 kitabı, 24'ü yabancı dilde olmak üzere 142 yayını bulunmakta idi. 1960 senesinde yapılmış olan ihtilal sonucu Türkiye'de 147 öğretim üyesi açığa alınmıştı. Bu denli ciddi,çalışkan, dürüst ve siyasi takıntıları olmayan Tevfik Hocanın 147'ler arasında olması üzüntü yaratmıştı. Ancak hata anlaşıldı ve hocalar 1962 yılında kürsülerine döndüler (3,6,8).
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Profösörler Kurulu 1963 yılında radyoloji kürsüsünün radyodiagnostik ve radyoterapi olarak ayrılmasına karar verdi. Prof.Tevfik Berkman radyoterapi kürsüsü direktörlüğüne seçilmişti (Resim 21). Verimli çalışmalarına devam etmiş çok sayıda radyasyon onkoloğu yetiştirmiştir. Radyoterapi kürsüsünü yeni aygıtlarla donattı. İki kobalt, bir betatron, bir lineer akseleratör ve yeni binaları kürsüye kattı. Bilimsel kadroyu da geliştirdi (Resim 22).
Üniversite emeklilik kanunu 1973 yılında değiştirildi. O tarihe kadar üniversite hocaları için emeklilik yaş sınırı yoktu. Bu nedenle Prof.Tevfik Berkman 1973 yılında, 73 yaşında vücutça ve kafaca çok dinç iken emekli oldu. Emeklilik yaşamını Feneryolundaki evinde ve Çeşmedeki yazlığında geçirirken bilimsel ilgisini de devam ettirdi ancak onkoloji alanına ilgisini her zaman sürdürdü.
Ülkemizin ilk Ulusal kanser Kongresinin de onursal başkanlığını yaptı (Resim 23). Tevfik Hoca emekliliği döneminde anılarını "Engelli-Engebeli Uzun Yıllar" adı altında toplamıştı. Ülkemizdeki Üniversiteler yapısının seneler içindeki değişimi ve devlet üniversite ilişkileri gerçekçi bir dilde anlatılmaktadır. 1985 senesinde yazdığı "Klinik Kanser Araştırmalarında Dökümantasyonun Hedefi 1934-1985" isimli kitabında ise kanser kayıtlarının ve kanserde multidisipliner yaklaşımın önemi üzerinde durmuştur (8,9,10). Tevfik Berkman Hoca sağlıklı ve mutlu bir emeklilik yaşamından sonra akciğer neoplazmı nedeni ile 3 Mayıs 1993 tarihinde arasında aramızdan ayrıldı.
- -
|